Harekete Bağlı Yorgunluğun Nedenleri

Harekete Bağlı Yorgunluğun Nedenleri

Yorgunluk

Belirli bir bedensel hareketin gerçekleştirilmesi için ortaya konulan gücün yetersizliği durumuna yorgunluk denmektedir. Özellikle sportif etkinliklerde bu duruma sık rastlanır. Örneğin 400 metre koşucusu yarışı tüm parkur boyunca aynı derecede yüksek bir tempoda tamamlamak zorundadır. Futbolcu 90 dakika boyunca tekniğini yorulmadan devam ettirmelidir ve gol pozisyonlarına girebilmeli, veya savunma oyuncusuysa görevini tam olarak yapabilmelidir. Maratoncu sıcak havada tamamladığı yarıştan sonra bile zafer turu atabiliyorsa henüz enerjisinin tümünü tüketmemiştir.

Yorgunluk hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bkz. Yorgunluğun Tanımı ve Yorgunluk Şekilleri

Araştırmacılar yorgunluğa neden olan olayların gerçekleştiği yeri saptamak amacıyla çeşitli çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalara göre kassal egzersizlerde görülen yorgunluk;

 

a)  Hareket uyarısını kaslara ileten motor sinirlerde,

b)  Bu sinirlerin iletiyi kasa ulaştırdıkları noktada (motor son plakta),

c)  Kasların kasılmasını sağlayan mekanizmada (kayan flamanlarda),

d)  Kasa gönderilecek hareket uyarısının oluşturulma­sında (beyinde) ortaya çıkan değişimlere bağlıdır.

 

Bunlar arasında kasılma mekanizmasındaki değişiklikler diğerlerinden biraz daha ön plandadır.

 

Yorgunluğun Temel Sebebi Nedir?

Her zaman duyulan ve yorgunluktan sorumlu tutulan laktik asit bu noktada karşımıza çıkmaktadır. fazla-hareket-nedeniyle-yorgunlukİnsan organizmasında enerji oluşumu için gerekli iki temel yol bulunmaktadır: Aerobik ve anaerobik. Aerobik enerji yolu, daha önce de söz edildiği gibi, oksijeni yeterli miktarda organizmaya alarak karbon­hidrat ve yağların yanması anlamına gelmektedir. Anaerobik yolda ise sadece karbonhidratlar ve yüksek enerjili fosfatlar devreye sokularak gereksinim karşılanmaktadır. Karbonhidratlardan anaerobik yolla enerji oluşumunda tam bir yanma olamadığından kimyasal reaksiyonlar sırasında laktik asit oluşmaktadır. Bu bir rahatsızlık değil normal bir sonuçtur. Kısa süreli ve yüksek şiddetteki egzersiz ve hareketlerde oluşan laktik asit, bir anlamda, koruyucu bir görev yapmaktadır.

Şöyle ki; şiddetli egzersiz devam ettirilirse biriken laktik asit aynı yolla daha fazla enerji oluşumunu engelleyecek bir reaksiyon başlatır. Laktik asit ortamda gittikçe artan hidrojen atomu anlamına gelir ve dolayısıyla azalan enzim reaksiyonları oluşturur. Artmış asit ortam solunum ritmini bozabilir, beyin fonksiyon­larını olumsuz etkiler ve kaslarda enerji oluşumunu dolayısıyla gevşemeyi engelleyerek hareketin devamını aksatır. Yorgun kaslardaki kasılma hali aslında gevşeyememeye bağlıdır. Ölüm sonrasında belirli bir süre kaslarda katılık olur. Çünkü kalp durduğu için kan ile kaslara oksijen taşınamamakta, kas gevşeyememektedir. Buna ölüm katlığı denir. Aslında organizmamızda oluşan enerji, tekrar tekrar kas kasılabilmesi için tekrar tekrar gevşeme sağlanması amacıyla devrededir.

 

İnhibisyon Nedir?

Öte yandan yorgunluğun ortaya çıktığı kaslar bu durumu beyine bildirir. Bu durum bir korunma mekanizmasıdır. İnhibisyon denilen ve daha birçok bilginin işlenerek ortaya konduğu bu mekanizmanın bozulması durumunda organizma zarar görebilecektir. Bazı doping uygulamaları (uyarıcılar) bu mekanizmayı devreden çıkarabilir. Olağanüstü durumlarda da inhibisyon ortadan kalkabilir.

Çanakkale deniz savaşlarında Edremit Havran’lı Mehmet Oğlu Seyit Çavuş’un normal şartlarda

inhibisyon-nedirkaldıramayacağı 215 okkalık (275 kg) top mermisini sırtında taşıyarak namluya sürmesi buna güzel bir örnektir. Arkadaşlarının düşman gemisinden atılan bir mermi ile öldüğünü gören Seyit Çavuş kemik, tendon ve kaslarına büyük hasar verebilecek bu ağırlığı ancak inhibisyonunu devreden çıkararak kaldırabildiği söylenebilir.

Bu duruma verilebilecek başka bir örnek ise çocuğunun arabası bir at arabası altında kalan annenin insan üstü bir kuvvetle kasayı kaldırması ve çocuğunu kurtarmasıdır. Sıkça anlatılan bu öykünün gerçekliği ancak inhibisyon kavramı ile açıklanabilir.

Özellikle yeterli ışığın olmadığı ortamlarda ve uzun süre dikkat gerektiren iş sırasında gözdeki ağ tabaka (retina) ve görme sinirine düşen uyaranların yetersizliğine bağlı olarak göz yorgunluğu oluşmaktadır. Sürekli değişen ışık miktarı ve takip edilmesi gereken nesneler de göz kaslarında yorulmaya yol açmaktadır. Yeterli ışıkta okumalı ve iş yapılmalıdır. Gözler sık sık dinlendirilmelidir.

İşitme yorgunluğu da işitme organına gelen uyaranların sık ve şiddetli olmasına bağlıdır. Hem görme hem de işitme yorgunluğu dikkatin azalmasına yol açar ve stresin ortaya çıkmasına neden olabilir. Gürültülü iş yerlerinde kulak tıkaçlarının kullanılmasının nedeni işitme organına yönelik aşırı uyaranların engellenmesidir.

Genel Sağlık Bilgileri kategorisi içerisinde yer alan diğer yazıları incelediniz mi? Sizin için faydalı içeriklerimizin olabileceğini düşünüyoruz.

Yazarın Puanı
Okurların Puanı
[Toplam: 1 Ortalama: 5]
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: İnhibisyon Nedir?, Laktik Asit, Yorgunluğun Temel Sebebi Nedir?
Eklenme Tarihi: 28 Aralık 2018

Konu hakkında yorumunuzu yazın


error: Content is protected !!